İstanbul ve İşportacılık

17 Nisan 2008 – 00:41 | [' uUr ] |

İstanbul’da yeni misiniz? Yolda yürürken sağda solda gördüğünüz dikkatinizi çeken parıltılı kolyelere, bilekliklere vs. pür dikkat bakar mısınız? Hele bir de işportacıların yoğun olduğu, bunlar polise para mı yediriyor ki acaba böyle karınca sürüsü gibi yığılmışlar ve müdahale eden yok dedirten yerlerden birindeyseniz eğer, İstanbul’un sokaklarını tanıma şerefine erişebilir ve cebinizdeki 5liradan, hatta cüzdanınızdaki 20liradan her an yoksun kalabilirsiniz..!

5 lira mı ? En fazla çalarlar. 20 lira cüzdanımda kardeşim hem arka cebim de düğmeli ona kimse elleyemez :) diyorsanız içinizden, tüm komplo senaryolarına kendinizi açmışsınız demektir. Çünkü bu paralar çalınmaz, siz kendi isteğinizle verirsiniz ve olaylar aniden öyle bir gelişir ki karşı koymak aklınızdan geçtiği anda zaten ortada apışıp kalmışsınızdır ve neden böyle oldu dediğinizde ve polise durumu anlattığınızda, polisten aldığınız cevapla ikinci darbeyi alıp yıkılırsınız .. Öğrenciyseniz eğer, polis olup bu sokakları temizleyeceğim o şerefsizlerin hepsinin kökünü kurutacağım dersiniz ( tabi ilerde gerçekten polis olursanız rüşvet,haraç yememeniz dileğiyle.. Siz ki polisler ne zaman kendinizi değil de meslek hayatınızı düşünürseniz yani BEN demeyip de nasıl bu kurumu daha iyi hâle getirebilirim derseniz o vakit size hakkımız helal olsun.. Yok demediniz, o hâlde vakit buluşma vaktidir. Dünyada yiyiniz, içiniz…. Sizinle sonra hesaplaşırız.  ). Yok öğrenci değilseniz ve orta yaşlı masum namuslu ve saf ( sakin - görgülü anlamında ) bir insansanız, lanet okuyup mekânı terkedersiniz. Yapabileceğiniz fazla bir şey yoktur çünkü sistemi zaten değiştiremezsiniz..  ( Bkz. Gasp oranı azalmış. Azalır tabi adamlar kendilerini geliştiriyorlar. Artık akıllı soyguncular meydanlara geliyor .. )

Bu yazım bir uyarı niteliğindedir.. Lütfen baştan sona dikkatli okuyunuz, zaten kısa bir yazı.. Tecrübeyi yaşamadan edininiz ki sonuçları ağır olmasın. Herkes yaşadıklarını gülüp geçiştirmez.. İçlerinde bir şeyler ukte kalabilir.

Yazımın başında yazdığım gibi, yürürken -özellikle- işportacıların ve seyyar satıcıların mevzilerinin geniş göründüğü bölgelerde en az 3metre çapınızdaki alanı kontrolünüz dahilinde tutun.. Çünkü her an bir tenekeci ( kendilerini aslen teneke parçası olan; ama bize bunları gümüş kolye - bileklik - çakmak diye yutturmaya çalışan geri zekâlı işportacılar olarak tanımlıyoruz. Hakkıyla, emeğiyle geçinenlere tabi ki sözümüz yok ve zaten üzerine alınması gereken kişiler de bu yazımı okuyamayacak kadar kör cahildir, doğru dürüst Türkçe konuşmasını da bilmezler zaten orası kesin. ) kolunuzdan tutup, ‘Selamun Aleyküm‘ demek suretiyle elinizi sıkmak için uzatabilir. Bu tip durumlarda Allah’ın selamını alıp yolunuza gitmeniz tavsiye olunur.. Başka alternatifiniz yok. Ha yok eğer macera yaşayabilirim, özgür ruhluyum diyorsanız ben olacakları önceden söyleyeyim size.. Şimdi kaldığımız yerden devam edelim. Selamı verdikten ve adamın elini sıktıktan sonra muhtemelen kelimesi kelimesine ezberledikleri monoton cümleyi kurarlar "Gümüş kolye, bileklik, çakmak ister misin abi". İsteyin veya istemeyin onlar beyinlerini daha önceden programladıkları için bunu algılamazlar ve devam ederler: " Bak abi sen al bunu, bir güzellik yaparız hatta yanında bir de anahtarlık hediyem olsun.. "  Boşuna istemem demeyin çünkü program daha Close-End bölümüne gelmedi o yüzden kesintisiz devam edecektir. ( Bu arada sizin yapabileceğiniz 1- Cebinizden polis kimliğinizi göstermeniz ve bir çakmak alıp hadi eyvallah demeniz, 2- Koşar adımlarla oradan uzaklaşıp diğer satıcıları da ayrıca göz altından takip ederek ona göre yolunuzu belirlemeniz, 3- Yakınlardaki bir zabıtaya ‘ Vaaay Şemsettin abi naber ya ortalıkta görünmüyosun kaç gündür’ diyerek kolunuzu sallayarak olay mahallinden uzaklaşmanız.. ) Neyse adam anahtarlığı alır eline ve bir de makinesi vardır. Başlar isim yazmaya. " İsmin ne abi, yengeyi de söyle onun ismini de yazayım yanına.. ".. Hadi yaz da kurtulayım bari nasılsa hediye değil mi :) Yazma işlemi bittikten sonra adam eliyle küçük bir yazıyı işaret eder. Yazıda ‘Harfi 4YTL’ yazmaktadır. Bu andan itibaren durumu tamamen çakmaya başlarsınız. Adama paranızın olmadığını söyleyebilirsiniz ki nafiledir. İsim yazarken o makinenin çıkardığı ses en az  2 satıcıyı daha yanına çekecek desibeldedir. İki kişi yanınıza gelir ve sizi çevreler. Artık ya parayı verirsiniz ya da .. Diyelim ki 6 harf yazdırdınız bu da kelimesi 4liradan 24 lira eder. + Sözde gümüş kolyenin de fiyatına adam en az 10lira çeker ( normalde fiyatı 10kuruş bile etmez.  ). Alın size etti mi 34lira .. :) Üstümde para yok diyebilirsiniz ki adamlar buna zaten alışık ve hazırlıklı. İşte o yüzden diğer iki kişi size bodyguard gibi yanaşmıştır. Bu yakınlık, " Param yok diyorsun ama üstünü ararım, bulursam hepsini alırım! " demeye kadar gidebiliyor. Bu esnada elinizi cebinize atın ve dua edin ki küçük mevlada para çıksın ( tabi 5lira çıkarsa yetmiyor en az 10 çıksaydı kurtarırdınız. ). Çıkmadı mı :( o hâlde çıkarın şimdi cüzdanınızı güvenli arka cebinizden ve sayın parayı adamların önüne.. Başka ne yapılabilir ki vermiyorum deseniz başınıza kim bilir ne gelir yüzlerce kişinin önünde.(***)

Olay bitmiştir. Adam bir de elinize bir çakma fil dişi verir hediye olarak ve yalın ayak ortada kalırsınız.. Az ilerde paranızı geri alma umuduyla görüp yaklaştığınız polise paranızın zorla alındığını anlatın.. Anlatın ama bir fayda vermez :) Polis ya bezmiş bu olaylardan artık tınlamıyor ya da zaten işin içinde.. Ne yazık ki bu tür olaylar her gün yüzlerce kişinin başına geliyor ve birileri haksız kazanç elde ederken soyulanların gideceği kapılar sınırlı ve zaten herkes de doğrusunu bulamıyor bu kapıların..  O yüzden her nerede olursanız olun, gitgide kötüleşen ve yobazlaşan bu şehirde arkanızı kollayın ve daha iyiyi amaçlayan yeni nesiller yetiştirin.. Yetiştirin ki torunlarınız bunları yaşamasın ve arkadaş muhabbetlerinde sadece arada konuşulsun, dedemi nasıl çarpmışlar desinler gülerek.. Siz de uzaktan şükürlerinizi iletin geleceğinize bu rahat, huzurlu topluma sizi tekrar kavuşturduğu için……..

 

 

(***) Bazı bölgelerde yıllar önce seyyar satıcılar halk huzurunu bozduğu için meydanlardan kaldırılmıştı.. Görülüyor ki şu günlerde artık meydanlar karaborsacıların, işportacıların, seyyar satıcıların muhteşem geri dönüşünü izlerken kendini ritme kaptıracak, paralarını da onlara…

Not : Yazım bilgilendirme amaçlıdır, hiç kimseye ithaf edilmemiştir. Yazıyı okuyan devlet erkanı olursa eğer, nasıl ki BURADA yazdığım yazıdan 2 hafta sonra Cevizlibağ tramvay durağı yarım metre kadar genişletildiyse şimdi de benzer bir tesadüfün oluşması dileğiyle.. Yazıyı sıkılmadan okuyanlara teşekkürler..



Yorum gönder


Ortam getiriliyor, bekleyiniz..

Site içi arama :


Warning: stristr() [function.stristr]: Empty delimiter in /home/fiilimsi/public_html/wp-content/plugins/wassup/wassup.php on line 2093