Cumartesi, Mayıs 10th, 2008
Saat 14.00′da olan deneme sınavı için 06.30da kalktım, geç kalmamak için daha hızlı olduğunu düşündüğüm minibüsü ( Örn. trafik ışıklarında kırmızıda durmazlar, çok iyi araç sollarlar hatta sağından bile pür dikkat geçerler, yolun bozukluğuna ve arka teker üstünde oturan masum yolcuların zıplamalarına aldırmazlar.. Bkz. Daha önce yine zamanı atlamıştım.. ) tercih ettim ve nihayetinde trafik sıkışıklığını yarıp 9.15te erkenden (olmayan) sınava yetiştim.. Araçtan indiğimde ters yöne, bana doğru gelen arkadaşımın ( Görkem Gürler ) hiç de iyi şeyler söylemeyeceğini biliyordum.. Zaten gönülsüz çıkmıştım evden : ) Bir başka erken gelen arkadaşla ( Alican Kaya ) aynı saatte başlayacak olan bir başka sınava gitmek için anlaşmaya çalıştık.. Anlaşamayınca sorunu yazı-tura çözsün dedik , demez olaydık.. Attık parayı.. Sonunda kaybettim ve playstation oynamaya gittik. Her neyse sınav saati geldi çattı. Playstation maçlarında da kaybetmenin ve son paramı harcamamın verdiği tedirginlikle hayli yorucu bir 3saat15dakikaya girdim.. Çok da verimli geçmeyen sınavın ardından saat neredeyse akşam 7yi vuruyordu ki sıkışık otobüsten anca bir durak sonra inebildim ve evin kapısına dayandım son gücümle.. 72defa zile bastım, açan olmadı.. Meğer annem yeğenimi pazarda kaybetmiş
.. Çocuk işte elini bırakınca neler yapmaz ki.. Meğer anneme çiçek toplamaya gitmiş o küçük aklıyla, annem de halk pazarının başını sonunu didik didik ararken zamanın geçtiğini farketmemiş.. Sonunda buluşmuşlar, beni de kapıda karşıladılar.. Daha doğrusu ben onları kapıda karşıladım..
Yazının devamını okuyun »
Kategori: fiilimsi yazılar | 3 Yorum »
Pazartesi, Ağustos 13th, 2007
Bugün sanal alemde haberleri okurken, bir gece önce de kısmen şahit olduğum bir olayla ilgili manşet gördüm.. hemen radikal.com.tr’ye girip habere baktım ( zaten firefox sağolsun radikal.com.tr ve haberturk.com haberlerini hemen yer iminden gösteriyo bana
).
Hatta haberi okumadan önce bir an acaba bizim mahalleye gazeteciler mi geldi de haberim olmadı diye düşünmeden de edemediğimi de belirtirsem herhâlde burada yeri olur ..
Akşamları bizim mahallede aynı anda, sokağın bir ucundan diğer ucuna aralarında 100‘er metre bulunan iki evin önünde düğün, kına gecesi, sünnet ve bilimum kutlama törenlerini ( ki anlayış biraz farklı.. Ben kutlama töreni dedim ama siz anladınız olayı.. ), manzum, nizamî ışıklandırmalarıyla ve sokağın 50 metre çevresine yayılmış küçük bisikletli çocuklarla ve hatta 100metre ilerdeki düğün alanının yanına, yakında yer olmadığı için parketmiş insanlarıyla beraber görmek sıradışı değildir
İşte bunu takiben haber tam da bizi anlatıyor diyerek bunu burada belirtmeyi uygun görmüş bulunmaktayım.. Haberin yazarı da güzel açıklamış
Buyrun :
| ‘Kankanın düğünü var da’ Uzunçarşı Caddesi’nde toplanan oyuncakçıların tezgâhlarında küp ya da roket biçimindeki havai fişekler sıralanıyor. Dar sokaktaki bir dükkânda iki genç, havai fişek pazarlığı yapıyor. Müşteriler, satıcıya ‘kanka’larının düğünü olduğunu ve geceyi şenlendirmek istediklerini anlatıyor.Satıcı, teneke kutu biçimindeki hava fişekleri uzatıyor. İçinde 25 havai fişek var. Tanesi 1 YTL’den 25 YTL.Satıcının söylediğine göre 50 metreye yükseliyorlar. Önce tek tek farklı renkliler, patlıyor. Sonunda beş tanesi birden patlayarak ‘final’ yapıyor: "Kutuyu birkaç taşla sıkıştırın, devrilmesin. Fitili yakın. Sonra üç metre uzaklaşın, fazlasına gerek yok." Lafa karışma zamanı diye düşünüp soruyoruz: "Tehlikeli değil mi?" Satıcının yanıtı, korkutucu. "Hiçbir şey olmaz" diyor "Ben dükkânın önünde kaç kere patlattım. Kimseye bir zararı olmadı."Bu sırada müşteriler, diğer patlayıcıları inceliyor. Meşale alıp almamayı kendi aralarında tartışıyorlar. Biri, "Abi maça mı gideceğiz, düğüne mi" diyor. Nihayet, mantıklı bir cümle! Onlar giderken gazeteci olduğumuzu bilmeyen satıcıya bir sorumuz daha var: "Bunları patlatmadan önce polisten izin almak gerekiyor mu?" Yanıt: "Atacağınız yerin yakınında karakol varsa gidip, söylersiniz. Problem olmaz. Yakında karakol yoksa hiç problem yok" diyor. Biz de ‘pes’ diyerek başka bir dükkâna yöneliyoruz. Burada da havai fişek çeşitleri, masum oyuncakların arasında duruyor. Fiyatları 15 ile 100 YTL arasında değişiyor. 16 atımlık batarya denilen fişekler, 15 YTL. Bunlar 30-35 metre yükselince patlıyor. Yani bir apartmanın biraz üzerinde infilak ediyorlar. Dükkân sahibi, ‘Tehlikeli mi?’ sorusunu, "Şimdi bunlar moda. Doğum günlerinde bile patlatmak için insanlar alıyor. İki tarafına taş koy, fitili ateşle, hiçbir şey olmaz" diye yanıtlıyor.Polisten izin alma konusundaysa bir önceki satıcıdan daha insaflı: "Genelde polis gelmez ama gele de bilir. En iyisi izin alarak yapmak ama çoğunluk izin almadan patlatıyorlar." |
Kategori: Karışık-Diğer | 3 Yorum »