Aşk biter mi
Elimizdekilerin kıymetini nasıl ki kaybolunca biliyoruz, başkalarına verdiğimiz değer de diğerlerinin hareketlerine göre artıyor veya azalıyor. Belki mutlak kanunlar yoktur ancak onlar burada üstünlüğünü koymuştu bile.
Dönemin yakın arkadaşına gitti, duygularını açtı. Kader arkadaşı sonuçta ne olacak.. O bilmeyecek de kim bilecek kankasının hoşlandığı meleği değil mi.. Kanka da bir açık yakalamış, bastırıyor cinlik yapacak ya…
Sadece hoşlanıyordu… Normal. Yoldan geçen birinden de hoşlanabilir insan. Hoşlanmak, sevmek, aşk, bağlanmak.. Birbirinden bağımsız kavramlardır ne kadar benzer görünseler de.. Bu ayrımı kavramak da kıvraklık ister ya o başka mesele.
Hani sırlar paylaşılmamalı, iki kişinin bildiği sır değildir derler ya işte bilinçsizce,safça paylaşılanlar, doğru kişiyi bulamayanlar ağızlarından çıkan her sözün her harfinin bedelini ödeme yolundadırlar.
Neyse.. Arkadaşının da ısrarıyla, sanki arkadaşı bir aracıymış gibi gider kıza sözde(!) durumu anlatır. Kız gelir şöyle bir süzer O’nu (Muhtemelen tipten kaybediyordur, aldırmaz zaten.). Beğenmedi galiba. Bizimki bu durumu yediremez kendine, kızla konuşmaya karar verir aslında böyle bir şey yok diyecektir. Çünkü kendi de emin değildir. Bu yüzden ilk başta cesaretini toplayıp gidememiştir yanına.
Kısa bir süre sonra gider, konuşabilir miyiz der. Bıkkınlık duyan ve s.. git öbeğini mevcut konumu yüzünden kullanamayan kız mecburen kabul eder. Tam özür dileyecek, böyle bir şey aslen yoktu zaten olamaz da diyecekken ( ki eğer karşılık varsa kızı üzmesin diye ) onun durumunu sorar öncelikle. İstediği cevabı kızın gözlerinden okuyunca daha bu söylenenlerin gerçeği yansıtmadığını söylemeden dili damağı kurur. Her ne kadar asıllık bu olmasa da içten içe red kelimesi beynini kazır ve kızın koşar adımlarla uzaklaşmasını izler.. Aldırmaz. Ama her gün o kızla göz göze de gelince acaba ne düşünüyor hakkımda demeden de geçemez..
Hani Erkin Koray “Sevince durma koş ardından, zaman yoktur git aşkı iste ondan.. ” demiş ya.. Kimine feedback yapar kimine f..back.
İleri gitmek istemiyordu zaten ne koşacak hâli ne de aşkı isteyecek cesareti vardı, sadece bir görüştü içinde beslediği.. Otobüste gördü O’nu, ilk kez bu kadar yakından. Aşk değil belki; ama büyülendi neredeyse. Hafif ağlamaklı açık renkli gözleriyle daha önce neredeydin dedirtiyordu, üstelik evleri bile yakınmış haberi yok. Aynı mekânlardaydılar; lâkin 3 sene boyunca neden hiç gözünün önüne gelmemişti veya asıl arayışı eski sevgililere miydi hâlâ meçhul..
Bu aşk olsaydı zaten peşinden koşardı çünkü yabancı değildi isteklerine. Tekrar düşününce insan soruyor kendine. Neden bıraktım kendimi. Aşk hiç biter mi …

