Arşiv Temmuz, 2008
Perşembe, Temmuz 17th, 2008
Klasik cümleyle başlayayım, Türkiye’de her şey para… Birisi üniversite sınavında 260hampuanla alnının akıyla devlet üniversitesine gider, anadoluya gider, diğeri de 165 puanla parayı bastırıp özel üniversiteye gider. 4 senenin sonunda çalışkan-zekî olan 700ytl maaşı öpüp başına koyacak durumdayken özel üniversiteden mezun olabilmeyi başarmış olan direkt yurtdışına gider, binlerce doları götürür. Neden, Türkiye’nin iyi üniversitelerinden mezun olduğu için. Paralı veya burslu gidip gitmediğine kim bakacak zaten.. Ne yazık ki bu tip olaylar her sene yüzlerce kişinin başına geliyor. Herkes hakkı olana ulaşamıyor maalesef; ama sistem böyle.. Her yerde öğrenci pasosu geçmiyor, çift katlılarda da gezinti şart..
Yazının devamını okuyun »
Kategori: fiilimsi yazılar | Yorum yok »
Çarşamba, Temmuz 16th, 2008
Eski Mısır, maya gibi uygarlıkların bizim şimdiki hâlimizden teknolojik olarak daha ilerde olduklarını söyleyenleri hep duyarız. Kimilerimiz hadi oradan der, kimilerimiz şüpheyle yaklaşır ama sallamaz.. Daha iyilerse şimdi nerdeler derler.
Bir ara maya uygarlığının, gelişen teknolojilerinin çevreyi büyük ölçüde kirlettikleri için kendi mistik güçlerini ve teknolojilerini kullanarak kendilerini doğadaki en temiz madde olan havaya dönüştürdüklerini iddia edenler de vardı.. Bizim şu anki hayallerimiz ancak buna ulaşır ama kim bilir.. Fatih, benim gücümün ulaştığı yere sizin hayalleriniz bile ulaşamaz demiş. Neden olmasın değil mi ..
Şimdi size iki farklı bölgeden bir kaç resim göstereceğim. Hiyerogliflerdeki detaylar insanı hayrete düşürecek türden. İlk resim Mısır’daki Giza platosundan.
Yazının devamını okuyun »
Kategori: İnceleme-Yorum | 3 Yorum »
Salı, Temmuz 15th, 2008
Not : Tüm bağlantılar yenilenmiştir sorunsuzca indirebilirsiniz. Bandwidth’im yettiği kadar artık :) Dosyalar Noktavis İnternet Teknolojileri (www.noktavis.com) sunucularında barındırılmaktadır..
Tüm belgeleri bilgisayarınıza indirmek için BURAYA tıklayın (3.6mb)
KAPAK
İÇİNDEKİLER
GENEL BİLGİLER
TABLO 3A
TABLO 3B
TABLO 4
Yazının devamını okuyun »
Kategori: İnternet Dünyası | 17 Yorum »
Salı, Temmuz 15th, 2008
3 haftalık uzun bir zaman içinde çok şeyler yazmak istedim, ama ne zamanım oldu ne de yazacaklarımın birilerine ulaşacağından emin oldum.. Bir dost da bana yazmam konusunda telkinde bulundu, o zaman yazayım bari.. Şimdi klavyenin başındayım ve kısaca bir şeyler mırıldanayım diyorum.
Geçenlerde yeni bir şeyler yapmaya karar verdim. Artık gördüğüm ilginç rüyaları kayıt altına alıyorum. Kimbilir ne olur ne olmaz :) Onlardan birini kısaaltarak buraya yazayım da bari kimse bir şeyler yazmıyorsun demesin :p
Metroya geldim. Girişte arama var. Arama görevlilerinden birini tanımıyorum ama diğeri bizim xxxx.. İlki beni aradığında bir şeyler söylüyor, hatırlamıyorum, xxxx’ye gidiyorum aramanın teyit olması için.. Tamamdır girebilirim artık. Merdivenlerden inince gözüme ilk ilişen yyyyy oluyor. Yine o açık kahverengi montunu giymiş, sanki O burada yok der gibi.. Oysa ki O’nu mu arıyordum ben bilmiyorum. Sağıma soluma bakıyorum; ancak görmek istediğim birisini gözlerim hâlâ aramakta. İkinci olarak Şeker zzzz’i görüyorum. Daha önce bir defa dahi olsun konuşmadığım güzel bir dünya tatlısı… Biraz arkalara gidiyorum, geri geliyorum. Sanırım şimdi bir kafile geliyor. Evet birileri çanta falan taşıyor. İlk gördüğüm kişi ttttttt ve kendi yakın çevresindeki arkadaşlarıyla şakalaşıyor. Sanırım neşesi yerinde ama yükü biraz fazla olsa gerek nasıl bu kadar yükü taşıyacak diye şaşırmadım da değil. Bunun benzerini daha önce de görmüştüm o yüzden şimdi göz alışıklığı da oldu diyebilirim. Sonra Recep’i ve Eyüp’ü görüyorum. Onlar da yolcu.
Recep’le konuşurken hâlâ birilerini beklemekteydim. Oysa tam arkadan geliyordu metrodan, bana ait bir şeyleri vardı çantasında, çantası bendeydi.. Aslen ne yaptığını hatırlamıyorum ama geride bırakacağı kişilerden pek hoşnut olmadığını düşünüyordum. Yanılmıyorsam son bir kez olsun gerideki bir şeyleri tamamlayıp gelecekti. En son bizim Yenibosna Metro girişine benzeyen hatta belki de ta kendisi olan bir yerden giriş yaptığımda turnikelerdeyken görmüştüm galiba.
Şimdi hatırladım ki metroda Eyüp’le konuşmadan önce o tarafa giderken bir nevi nefessiz kalmıştım sanki. Nefesimi içime çekiyorum, alabiliyorum da aslında ama sanki boğazım küçülmüş.. Anlamadım ama neyse..
Yazının devamını okuyun »
Kategori: fiilimsi yazılar | 2 Yorum »