Arşiv Nisan, 2008

Pinhani yeni albümü: Zaman Beklemez

Çarşamba, Nisan 30th, 2008

pinhani - zaman beklemez Kısa zamanda yaptığı müziklerle ve rahat ses tonlarıyla dikkat çekerek geniş kitleleri kendine hayran bırakan, genç neslin ilgisini toplayan Pinhani Grubu uzun zamandır beklediğimiz yeni albümüyle karşımıza çıktı.. Haftada bir sitelerine acaba yeni albüm çıktı mı, bir haber var mı diye giriyordum, tesadüftür ki bu hafta girmedim ve hem sitelerini yenilemişler hem de albümlerini piyasaya sürmüşler. Dizinin reklamında yeni bir tınıyla müziklerinden birini duyunca hemen bilgisayar başına koşup www.pinhani.com ‘da albümü dinledim.. Bir çok grubun ve ses sanatçısının, parçaları bir yerde yüksek sesle çalındığında bile hak ihlali yüzünden birilerini dava ettiği ülkemizde kendi sitelerinden herkese açık olarak tüm parçaları dinletmeleri bence çok yerinde olmuş..
 


Yazının devamını okuyun »

Mutsuz son..

Salı, Nisan 29th, 2008

İsrail geçen gün yine sözde filistinli örgütü bombalarken yanlışlıkla bir evi bombalamış ve evin içinde kahvaltı yapmakta olan, aralarında çocukların da bulunduğu 7 kişiyi öldürmüş.. İsrail ordusu sözcüsü de bu haberin üstüne bir açıklama yapmış.. Açıklamada Beyt Hanun’da operasyon yaptıklarını doğrularken, İsrail uçakları ve tanklarının militanları hedef aldıklarını, evin hedef alınmadığını belirtmiş.. Yok bir de hedef alsaydınız evi..!

filistinBu olayın ardından Katar’da bulunan Filistin Devlet Başkanı olan kişi de bunu kınamış ve barış sürecinin zarar gördüğünü söylemiş.. Hadi ya öyle mi… Sahiden barış sürecini mi düşünüyorsun.. Adamlar senin millî topraklarına girmiş, üstüne bir de sivil halkını katlediyor, sen de uzaklardan mesaj gönder barış süreci diye.. Ülkelerin başına gerçek yöneticiler geçmedikçe, kendilerini iyileştirip askerî gücünü yeterli seviyede tutup karşı tarafa rest çekmedikçe bundan en çok etkilenecekler her daim masum halk olacaktır.. Tabi tüm suç bunlarda değil.. Bu tür ayak oyunları sayesinde rant elde etmek isteyen güçlü devletler de kendi bilgileri dahilinde sömürüye yeşil ışık yakıp perde arkasından replikleri fısıldıyorlar.. Sefalarını sürüyorlar, cefasını da tüyü bitmemiş yetime ödetiyorlar..

Her millet bağımsızlığı için Hoop! Sen dur orada! dyebilecek kadar kararlı ve güçlü mü? Yeterli inanca sahip mi.. Ne yazık ki HAYIR.. Ne yazıktır ki her millet cesur ve de akıllı bir başa/komutana/öndere sahip olmadı/olamayacak.. Kendileri bir şeyler üretmedikçe, kendi ülkeleri adına karşılıksız çalışmadıkça bu insanlar, yok olmaya mahkûm kalacaklar..

Yazının devamını okuyun »

Şehit Yüzbaşı Pilot Cengiz Topel

Pazartesi, Nisan 28th, 2008

cengiz topelCengiz Topel’i tanıyor musunuz ? Kimdir, nedir, ne değildir..
Yüzbaşı Pilot Cengiz Topel… Kıbrıstaki ilk Pilot Şehidimiz… Adı müzelere, havalimanlarına, okullara, parklara, mahallelere, caddelere verilip yaşatılmaya çalışılan,  Kıbrıs Halkının güvenle evlerinde otursun diye canı pahasına çalışan şehidimiz…. Haince işkencelere maruz kalan, buna rağmen kendini sırtlan kümesine teslim etmeyen kahraman şehidimiz…

Daha önce de belirttiğim gibi bu işler gönül meselesidir. Mevzu bahis vatansa gerisi teferruat sözünü kimler yürekten söyleyebilir ki.. Ben..! Ben..! Hayır, ben..!  Söylersiniz tabi ağız torba değil ki büzülsün; lâkin sözle değil de özle söylemeyi deneyin. Sayın bakalım kaç kişiyiz….

Bugün ne ölüm yıldönümü ne de anma günü.. Sadece bu büyük şahsın yaşadıklarının; eski, karanlık, yozlaşmış gündemimize bir ışık tanesi olarak düşmesi ve bir şeyleri tekrar canlandırması dileğiyle.. Komutanımı rahmetle anıyorum…
Aşağıda belirttiğim bağlantılarda Kıbrıs’ın o dönemlerdeki durumunu ve alınan kararları, bu konuyla ilgili yüzbaşının başından geçen olayları baştan sonra bir cümle dahi es geçmeden okumanızı tavsiye ederim..

 
cengiz topel 2. resimKısaca Hayatı: Annesi Mebuse Hanım, babası Hakkı Bey. Babasının görevli olduğu İzmit’te 2 Eylül 1934 tarihinde doğdu. İlkokula Bandırma II. İlkokul’unda başladı, Ömer Seyfettin İlkokulu’nda öğrenimine devam etti.1934 yılında babasını kaybettikten bir süre sonra yerleştikleri İstanbul Kadıköy’deki Kadıköy Yeldeğirmeni Okulu’nda ilk ve orta öğrenimini tamamladı. Lise öğrenimini Haydarpaşa Lisesi’nde başlayıp Kuleli Askeri Lisesi’ne devam ederek 1953 yılında bitirdi.Cengiz Topel, 1955 yılında Kara Harp Okulu’nu bitirip asteğmen olarak orduya katıldı. Küçük yaşlardan beri havacılığa olan merakı sonucu hava sınıfına ayrıldı. Pilotaj eğitimi için Kanada’ya gönderildi. Kanada’daki eğitimini başarıyla tamamlayarak 1957 yılında yurda dönüp Merzifon Hava Üssü’nde göreve başladı.1961 yılında Eskişehir I. Ana Jet Üssü’ne atandı. 1963 yılında ise yüzbaşılığa terfi etti.
8 Ağustos 1964 yılında Rumlar’ı Türk Halkı’na karşı işledikleri insanlık dışı eylemlerden caydırmak için Eskişehir’den Kıbrıs’a, 4′lü Filo Komutanı olarak gönderilen Cengiz Topel’in uçağı, uçuş esnasında yerden isabet alarak düştü/düşürüldü. Cengiz Topel, paraşütle atlamayı başardı; ancak esir alındığı Rumlar tarafından şehit edildi.

Hakkında detaylı bilgi için :
http://tr.wikipedia.org/wiki/Cengiz_Topel
http://www.kimkimdir.gen.tr/kimkimdir.php?id=2658
http://www.turkforum.net/showthread.php?t=553671

THK Yangın Uçağı Kampanyası

Perşembe, Nisan 24th, 2008

Susmasın ağaçlar, kararmasın gelecek..

Yanan her orman; su kaynaklarını azaltmakta, kuraklık ekonomik dengeleri bozarak insanlığı ciddi derecede etkilemektedir. Şu an THK’ ya bağlı 13 adet yangın söndürme uçağı bulunmaktadır; lâkin bunlar kapasite ve performans olarak koskoca ülkemize malum yetmiyor.. Yangına kısa sürede müdahale edilmesini sağlayacak, göle ve denize inip kalkarken su ikmali yapabilecek amfibik uçaklara sahip olmak zorunlu hâle gelmiştir.

Türk Hava Kurumunun görevlerinden biri bu orman yangınlarının söndürülmesine katkıda bulunmaktır. Bunun için de yeterli sayıda ekipmana ihtiyaç olduğundan 18 Mayıs 2007 tarihinde bu kampanya başlatılmıştır.

Kampanyaya destek vermek için tüm GSM operatörlerinden yangın yazıp 3919‘a kısa mesaj gönderebilirsiniz. Bedeli cebinize 6YTL, ülkemize bir ağaç… Ayrıca aşağıda belirtilen hesap numaralarını da kullanabilirsiniz..

Yazının devamını okuyun »

Facebook’u programsız türkçe yapın

Çarşamba, Nisan 23rd, 2008

Daha öncelerde firefox’a yükleyeceğimiz bir eklenti ile, firefox’ta facebook oturumunu açtığımızda büyük oranda türkçeleşiyordu.. Artık ekstralarla uğraşmaya gerek kalmıyor.. Bir kaç küçük tıklamayla tamamen türkçe içerikli feysbuk’unuza kavuşuyorsunuz..

facebook-türkçe

Nasıl yapılır ?
- www.facebook.com oturum açın,
- Sitenin sağ üst köşesinde yer alan “account” bağlantısına tıklayın,
- Açılan sayfada “Language” bağlantısına tıklayın,
- Translate facebook yazısını göreceksiniz. Hemen altında Translations Application‘a tıklayın ve özelliği yükleyin ( Add Application )
- Son olarak tekrar account / language bölümüne girin ve dil seçeneklerinden Türkçe’yi seçin.. Artık %100 türkçe ( ve hâlâ bir çok eklenti için türkçeleştirme devam etmekte ) sosyal ağ sitenizi kullanın.

Yazının devamını okuyun »

23 Nisan

Çarşamba, Nisan 23rd, 2008

google-23nisan".. hürriyetin de,
     eşitliğin de,
     adaletin de
     dayanak noktası,
     ulusal egemenliktir
.. "
    
Mustafa Kemal Atatürk

 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı vatanımıza kutlu olsun..

Resim: Google 23 Nisan logo tasarımı yarışması birincisi..

 

ABS Fren Sistemi

Salı, Nisan 22nd, 2008

Vites boştayken kontağı çevirin, göstergedeki ABS işareti sönene kadar 1-2 sn. bekleyip sonra aracı çalıştırın, vitesi bire takın… Peki nedir bu ABS (antilock brake system) sistemi ? Ne işe yarar ? Sürüş tekniklerini öğrendiğim sırada sorduğum soruda abimden pek de tatmin edici bir bilgi alamadım ve sağda solda araştırayım dedim :), Onlarca makale buldum. Şimdi kısaca ( çalışma prensibi tam olarak burada yazdıklarımdan ibaret değildir. Geniş bilgiler için aşağıda verdiğim kaynak bağlantılarına bakabilirsiniz. ) mantığını yazıyorum..

ABS fren sistemi nedir ?
abs1ABS fren sistemi, sürtünmenin az olduğu zeminlerde frene ani bir şekilde bastığınızda tekerleklerin yola farklı tutunmasından kaynaklanan ( dönerken merkezkaç kuvveti yüzünden aracın sağ ve soluna eşit miktarda yük birikimi olmaz ve tekerlekler yere farklı kuvvette basınç uygular ) ve sürtünmenin az olması yüzünden oluşan kontrol kaybını ortadan kaldırmaya yarayan bir sistemdir. Her tekerleğe bloke olacağı ana kadar basınç yollar. Bloke olacağı zaman mevcut sensörleri sayesinde basınç azalır. Bu sayede tüm tekerleklerin yere aynı basıncı uygulaması sağlanır ve dolayısıyla aracın savrulması riskini ( amortisörlerin de etkisi olabilir ) azaltır.
ABS sistemi basıncı uygularken bir pompa görevi görür, yani beklenmedik bir durumda sizin freni pompalamanız gerekmez ( zaten böyle bir durumda frene sakince basmanızı da kimse sizden beklemez.. ) Çünkü bu işi ABS sistemi uygular ( yaklaşık saniyede 15 defa pompalama yalar ), aracın gidiş istikametindeki kararlılığının bozulmamasını sağlar.

Bu sistem sürtünme kuvvetinin nimetlerinden de faydalanarak ona karşı gelir.. Yani zeminde durgun sürtünme katsayısının dinamik sürtünme katsayısından büyük olması sayesinde abs sürüş güvenliği ve direksiyon hakimiyeti sağlar.

Yazının devamını okuyun »

Hava Harp Okulu

Cuma, Nisan 18th, 2008

Hava Harp Okulu.. Banliyö treninde Yeşilyurt durağına gelirken yol boyunca camda görünen tek şey olan, büyük spor sahalarının, binaların, göz alıcı bakılası uçakların barındığı ve en önemlisi Türk Hava Kuvvetlerine bağlı havacı savaş pilotlarının ve piyadelerin eğitildiği, tsk’nın gözbebeği ve Türkiye’nin en modern lisans eğitimi veren kurumu Hava Harp Okulu.. Ne de güzel tanımlanıyor değil mi.. Aklınızda bir hayali canlandırıyorsunuz, giymişsiniz o muhteşem üniformayı, ( Güneş gözlüğü zaten var onu söylememe gerek yok. ) takmışsınız üçyıldızı istanbul sokaklarında geziyorsunuz. Arkanızda da iki tane koruma eri. Kızlar, gençler, güneş… Her şey ne kadar güzel değil mi.. HAYIR !! Her şey göründüğü gibi olmayabilir. Bir anda hayaliniz kâbusa dönüşebilir. Savaş çıkar! Komutanıza onlarca acemi er verirler, her bir köşeden emirler üzerinize yağabilir, size hayranlıkla bakan o kızlar bir anda eli süngülü, yırtıcı, his yoksulu sırtlan kümesi gibi bir düşman hâline gelebilir. Ufukta savaş uçakları vatan topraklarınızı bombalayabilir.. Yerlerde cehennem lavları gibi kanlar.. Atılan her bombanın söndürdüğü yüzlerce canlar..

hho1Komutanızdaki uçağı havalandırıp dalaşa gideceksiniz ve belki de hiç geri dönemeyeceksiniz. Geride bıraktıklarınız kim bilir ne kadar göz yaşı dökecekler tabi eğer yaşarlarsa… Sorumluluğunuz altında olan onlarca kişi ölecek. Bu veballe vicdanınız sizi yaşatabilir mi..? Mevcut durumunuzdan nasıl kurtulacaksınız ? Lanet okursunuz her şeye. Neden buradayım ? Böyle mi olacaktı ? Senelerdir görüyorum, bu üniformayı giyen herkes on numara hayat yaşıyordu, heves edip mülakatlara girdim. Aynı şeyleri ben de yaşayacaktım. Savaş mı ? Yok canım ülke gelişmekte, komşularla ilişkiler iyi, neden savaş çıksın ki.. Geçtim mülakatı. Nasıl olsa subayım artık… İmreniyordum, imreniliyorum.. Nasıl olsa subayım artık… Başım göğe erdi.. Kendimi ispatladım, benden buraya kadar. Tazminatımı verip tsk’dan ayrılıyorum.. Aslında kendini tatmin etmesini bilmeyen geri zekalının tekiyim. Beni ben bitirdim, pişmanım… Hava Kuvvetlerine yararım dokunmadığından mı yoksa aslen ne istediğimi bilmediğimden mi hiç bilmiyorum.. Bu çelişkileri yaşamayınız. Hayatta her daim ne istediğini bilen kişiliklerinizi ortaya çıkarınız.

Geçenlerde BU ADRESTE Emekli Havacı Kurmay Yarbay Mustafa Kemal Öztürk‘ün blog sayfasındaki yazıya rastladım ve çok beğendim. Çünkü çok basit bir şekilde, her kesimden insanın anlayabileceği türden basit ve içinde kesin yargı içeren kısa bir yazıydı bu. Diyor ki Hava Harp Okulu HARP EDEBİLECEK Havacı Subaylar yetiştirir.. Parasında, havasında, suyunda olacaksanız hiç olmayın daha iyi.. Yerde ve gökte; pilot, radar operatörü, güvenlik, füzeci, uçaksavar, istihkâm, personel, muhabere, levazim, ikmal, uçak bakım vb. siniflarda savaşacak ve savaşa destek verecek havacı subaylar yetişir Hava Harp Okulu’ndan! Kaldı ki sadece Hava Okulu değil, diğer tüm askerî birimlerimizde; kendisini değil de, ben nasıl bu kurumu ülkem için daha hayırlı vaziyete getiririm, neler yapabilirim diye düşünecek vatanseverler bulunmalıdır.. Geleceğin subay adayları cesur, zekî, ahlaklı, dinamik, tüm olanaklarını %100 verimle kullanmaya çalışan ve vatansever öncü bir kişiliğe sahip olmalıdır.. Türk Hava Kuvvetleri, Ben - Biz dengesini sağlayabilecek, Yakınlarını aylarca görmeden, sırtında onlarca kiloluk çantalarla dağ tepe demeden - yakınmadan - emirlere itaatsizlik etmeden çalışan, gerçek kişilikleri bekliyor.. En zor zamanlarınızda nefsinizi yenebiliyorsanız buyrun mülakatlara..

hho2

Hava Harp Okulu Nedir ?
Türk Hava Harp Okulu, Dünyanın sayılı askerî mühendis yetiştirme okullarından birisidir. Verdikleri eğitimin niteliği konusunda son derece titiz ve kendi branşlarında oldukça yeterli hocaların yer aldığı, öğrenci ölçme ve değerlendirme sisteminin oldukça sıkı ve başarılı biçimde uygulandığı bir okudur.
Aşağıda belirttiğim kaynaklardan birinde sözlükte yazan bir arkadaş: “hemen her türk erkeğinin angelina jolie ya da sharon stone’dan sonraki hayali.” diye tanımlamış. Çok yerinde bir tespit :)
Ayrıca bu yazıyı yazdığım gün itibariyle ( yani şu an ) iki gözümün de 0.00 olduğunu öğrendiğimde, mülakatlara girip de kazanma ihtimalimi düşünüp, daha kazanmadan havalara uçtuğum yüce bir kurumdur ( lâkin Kara Harp Okulu hâlâ ilk tercihimdir, o ayrı mesele :] ), sadece bir meslek değil, bir ömürdür subaylık…

Hava Harp Okulu Ne Değildir ?
ÖSS formunda işaretlediğiniz bir kutucuktan ibaret değildir. Bu kutucuğu işaretleyenlerin bir kısmı zaten cesaret edip de kararını sürdüremediği için mülakatlara gitmeyebiliyor. Birilerine bir şeyler kanıtlamak için gidilecek bir okul değildir. Üniforma sevdalıları için kurulmuş 4+ senelik bir barınak değildir. ( Ayrıca sırası gelmişken, Deniz Kuvvetleri de her limanda bir sevgili edinip uçsuz bucaksız ufuklara yelken açacağınız bir kurum değildir.. Bu tür konuşmalar sadece söylemlerden ibarettir, aslını yaşayanlar bilir. )

Yazının devamını okuyun »

İstanbul ve İşportacılık

Perşembe, Nisan 17th, 2008

İstanbul’da yeni misiniz? Yolda yürürken sağda solda gördüğünüz dikkatinizi çeken parıltılı kolyelere, bilekliklere vs. pür dikkat bakar mısınız? Hele bir de işportacıların yoğun olduğu, bunlar polise para mı yediriyor ki acaba böyle karınca sürüsü gibi yığılmışlar ve müdahale eden yok dedirten yerlerden birindeyseniz eğer, İstanbul’un sokaklarını tanıma şerefine erişebilir ve cebinizdeki 5liradan, hatta cüzdanınızdaki 20liradan her an yoksun kalabilirsiniz..!

5 lira mı ? En fazla çalarlar. 20 lira cüzdanımda kardeşim hem arka cebim de düğmeli ona kimse elleyemez :) diyorsanız içinizden, tüm komplo senaryolarına kendinizi açmışsınız demektir. Çünkü bu paralar çalınmaz, siz kendi isteğinizle verirsiniz ve olaylar aniden öyle bir gelişir ki karşı koymak aklınızdan geçtiği anda zaten ortada apışıp kalmışsınızdır ve neden böyle oldu dediğinizde ve polise durumu anlattığınızda, polisten aldığınız cevapla ikinci darbeyi alıp yıkılırsınız .. Öğrenciyseniz eğer, polis olup bu sokakları temizleyeceğim o şerefsizlerin hepsinin kökünü kurutacağım dersiniz ( tabi ilerde gerçekten polis olursanız rüşvet,haraç yememeniz dileğiyle.. Siz ki polisler ne zaman kendinizi değil de meslek hayatınızı düşünürseniz yani BEN demeyip de nasıl bu kurumu daha iyi hâle getirebilirim derseniz o vakit size hakkımız helal olsun.. Yok demediniz, o hâlde vakit buluşma vaktidir. Dünyada yiyiniz, içiniz…. Sizinle sonra hesaplaşırız.  ). Yok öğrenci değilseniz ve orta yaşlı masum namuslu ve saf ( sakin - görgülü anlamında ) bir insansanız, lanet okuyup mekânı terkedersiniz. Yapabileceğiniz fazla bir şey yoktur çünkü sistemi zaten değiştiremezsiniz..  ( Bkz. Gasp oranı azalmış. Azalır tabi adamlar kendilerini geliştiriyorlar. Artık akıllı soyguncular meydanlara geliyor .. )

Bu yazım bir uyarı niteliğindedir.. Lütfen baştan sona dikkatli okuyunuz, zaten kısa bir yazı.. Tecrübeyi yaşamadan edininiz ki sonuçları ağır olmasın. Herkes yaşadıklarını gülüp geçiştirmez.. İçlerinde bir şeyler ukte kalabilir.

Yazımın başında yazdığım gibi, yürürken -özellikle- işportacıların ve seyyar satıcıların mevzilerinin geniş göründüğü bölgelerde en az 3metre çapınızdaki alanı kontrolünüz dahilinde tutun.. Çünkü her an bir tenekeci ( kendilerini aslen teneke parçası olan; ama bize bunları gümüş kolye - bileklik - çakmak diye yutturmaya çalışan geri zekâlı işportacılar olarak tanımlıyoruz. Hakkıyla, emeğiyle geçinenlere tabi ki sözümüz yok ve zaten üzerine alınması gereken kişiler de bu yazımı okuyamayacak kadar kör cahildir, doğru dürüst Türkçe konuşmasını da bilmezler zaten orası kesin. ) kolunuzdan tutup, ‘Selamun Aleyküm‘ demek suretiyle elinizi sıkmak için uzatabilir. Bu tip durumlarda Allah’ın selamını alıp yolunuza gitmeniz tavsiye olunur.. Başka alternatifiniz yok. Ha yok eğer macera yaşayabilirim, özgür ruhluyum diyorsanız ben olacakları önceden söyleyeyim size.. Şimdi kaldığımız yerden devam edelim. Selamı verdikten ve adamın elini sıktıktan sonra muhtemelen kelimesi kelimesine ezberledikleri monoton cümleyi kurarlar "Gümüş kolye, bileklik, çakmak ister misin abi". İsteyin veya istemeyin onlar beyinlerini daha önceden programladıkları için bunu algılamazlar ve devam ederler: " Bak abi sen al bunu, bir güzellik yaparız hatta yanında bir de anahtarlık hediyem olsun.. "  Boşuna istemem demeyin çünkü program daha Close-End bölümüne gelmedi o yüzden kesintisiz devam edecektir. ( Bu arada sizin yapabileceğiniz 1- Cebinizden polis kimliğinizi göstermeniz ve bir çakmak alıp hadi eyvallah demeniz, 2- Koşar adımlarla oradan uzaklaşıp diğer satıcıları da ayrıca göz altından takip ederek ona göre yolunuzu belirlemeniz, 3- Yakınlardaki bir zabıtaya ‘ Vaaay Şemsettin abi naber ya ortalıkta görünmüyosun kaç gündür’ diyerek kolunuzu sallayarak olay mahallinden uzaklaşmanız.. ) Neyse adam anahtarlığı alır eline ve bir de makinesi vardır. Başlar isim yazmaya. " İsmin ne abi, yengeyi de söyle onun ismini de yazayım yanına.. ".. Hadi yaz da kurtulayım bari nasılsa hediye değil mi :) Yazma işlemi bittikten sonra adam eliyle küçük bir yazıyı işaret eder. Yazıda ‘Harfi 4YTL’ yazmaktadır. Bu andan itibaren durumu tamamen çakmaya başlarsınız. Adama paranızın olmadığını söyleyebilirsiniz ki nafiledir. İsim yazarken o makinenin çıkardığı ses en az  2 satıcıyı daha yanına çekecek desibeldedir. İki kişi yanınıza gelir ve sizi çevreler. Artık ya parayı verirsiniz ya da .. Diyelim ki 6 harf yazdırdınız bu da kelimesi 4liradan 24 lira eder. + Sözde gümüş kolyenin de fiyatına adam en az 10lira çeker ( normalde fiyatı 10kuruş bile etmez.  ). Alın size etti mi 34lira .. :) Üstümde para yok diyebilirsiniz ki adamlar buna zaten alışık ve hazırlıklı. İşte o yüzden diğer iki kişi size bodyguard gibi yanaşmıştır. Bu yakınlık, " Param yok diyorsun ama üstünü ararım, bulursam hepsini alırım! " demeye kadar gidebiliyor. Bu esnada elinizi cebinize atın ve dua edin ki küçük mevlada para çıksın ( tabi 5lira çıkarsa yetmiyor en az 10 çıksaydı kurtarırdınız. ). Çıkmadı mı :( o hâlde çıkarın şimdi cüzdanınızı güvenli arka cebinizden ve sayın parayı adamların önüne.. Başka ne yapılabilir ki vermiyorum deseniz başınıza kim bilir ne gelir yüzlerce kişinin önünde.(***)

Olay bitmiştir. Adam bir de elinize bir çakma fil dişi verir hediye olarak ve yalın ayak ortada kalırsınız.. Az ilerde paranızı geri alma umuduyla görüp yaklaştığınız polise paranızın zorla alındığını anlatın.. Anlatın ama bir fayda vermez :) Polis ya bezmiş bu olaylardan artık tınlamıyor ya da zaten işin içinde.. Ne yazık ki bu tür olaylar her gün yüzlerce kişinin başına geliyor ve birileri haksız kazanç elde ederken soyulanların gideceği kapılar sınırlı ve zaten herkes de doğrusunu bulamıyor bu kapıların..  O yüzden her nerede olursanız olun, gitgide kötüleşen ve yobazlaşan bu şehirde arkanızı kollayın ve daha iyiyi amaçlayan yeni nesiller yetiştirin.. Yetiştirin ki torunlarınız bunları yaşamasın ve arkadaş muhabbetlerinde sadece arada konuşulsun, dedemi nasıl çarpmışlar desinler gülerek.. Siz de uzaktan şükürlerinizi iletin geleceğinize bu rahat, huzurlu topluma sizi tekrar kavuşturduğu için……..

 

 

(***) Bazı bölgelerde yıllar önce seyyar satıcılar halk huzurunu bozduğu için meydanlardan kaldırılmıştı.. Görülüyor ki şu günlerde artık meydanlar karaborsacıların, işportacıların, seyyar satıcıların muhteşem geri dönüşünü izlerken kendini ritme kaptıracak, paralarını da onlara…

Not : Yazım bilgilendirme amaçlıdır, hiç kimseye ithaf edilmemiştir. Yazıyı okuyan devlet erkanı olursa eğer, nasıl ki BURADA yazdığım yazıdan 2 hafta sonra Cevizlibağ tramvay durağı yarım metre kadar genişletildiyse şimdi de benzer bir tesadüfün oluşması dileğiyle.. Yazıyı sıkılmadan okuyanlara teşekkürler..

Biraz stres atalım

Cuma, Nisan 11th, 2008

Güzel bir Refleks oyunu. Fare imleci ile karşınıza anlık olarak çıkan hedef tahtalarını geri çekilmeden önce vurmalısınız.. Bölümler ilerledikçe tek seferde karşınıza çıkan hedef sayısı artıyor ve hatta bazı bölümlerde bunlara perspektif verilmiş bir hâlde hareket ediyorlar.. Fazla zaman harcamaya değmez; ancak denenmesi gereken bir oyun.. İyi eğlenceler..

island

Gökkuşağı nedir, nasıl oluşur?

Perşembe, Nisan 10th, 2008

Her yağmurdan sonra genelde güneş açtığında havadaki doğal görsel şovumuz olan Gökkuşağı.. İyi güzel de hiç nasıl oluştuğunu merak ettiniz mi?.. Kısa bir araştırma yapıp, çeşitli kaynaklardan derlediğim bilgileri sunuyorum şimdi…
Gökkuşağı sık sık karşımıza çıkar. Gözle görmemiz değil, duymamız hissetmemiz ayrı bir güzelliğidir ( hikâyelerde, efsanelerde, şarkılarda.. Hatta altından geçtiğimizde bununla ilgili ithaf edilen sözler :) ). 
Gökkuşağının fiziği çok da karışık değildir aslında. Bir gökkuşağı görebilmek için bazı ön koşullar vardır. Öncelikle hava nemli olacak ve Güneş ışınları tam doğru yerde bu damlacıklara çarparak kırılacak.

Şimdi Güneşte her çeşit ışını görebilirsiniz, uzun dalga boylusundan kısa dalga boylusuna ne ararsanız var :p, ama sonuçta bu insan gözü.. Görebilebileceği aralıklar fazla değil. Gözümüz bu aralıktaki karışımı beyaz olarak görür.

Işık bir ortama ne kadar yatık düşerse, o ortamdan yansıma olasılığı o kadar fazla olur. Örneğin bir deniz üzerinden batmakta olan Güneşi seyretmeyi buna örnek olarak gösterebiliriz.

gokkusagi

İşte gökkuşağı, Güneş ışığının su damlacıklarından geçerken uğradığı bir dizi kırılım ve yansımayla ortaya çıkar. Bu sayede farklı kırılma indislerine sahip olan beyaz ışığı oluşturan diğer renkler ortaya çıkar (  [KuTuSuYaMaLıMı] Kırmızı > Turuncu > Sarı > Yeşil > Mavi > Lacivert > Mor ). En çok rastlanan çeşidi ilkel (birinci) gökkuşağıdır. Bu çeşidin merkez açısı 42° civarındadır ve kırmızı renk dış tarafa, mor renk iç tarafa gelecek şekilde görünür. Işığı daha zayıf, merkez açısı 50° civarında olan tali (ikinci) gökkuşağına da rastlanılır. Bunda renk dizilişi diğerinin tersidir. Gökkuşakları genellikle güneş ışığında görünmekle beraber, ay ışığı veya suni ışıkta da görünürler.

Daha fazla bilgi için;
http://www.nedirbul.com/nedir/gokkusagi-nedir-2/nedir/kimdir
http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=gokkusagi
BilimTeknik Dergisi Nisan 2008 sayısı


Ortam getiriliyor, bekleyiniz..

Site içi arama :


Warning: stristr() [function.stristr]: Empty delimiter in /home/fiilimsi/public_html/wp-content/plugins/wassup/wassup.php on line 2093